|
Montessori Eğitimi’ndeki mekan çocuğun tüm gelişim alanları için bilgi ihtiva eden altı ayrı merkezden oluşur. Her bir merkez çocuğun gelişimini adım adım inşa edecek şekilde düzenlenmiştir.
Günlük Hayat
Günlük Hayat çalışmaları Montessori Eğitimi’yle çocuğun ilk kez tanıştığı merkezdir. Günlük Hayat araçları çocuk için ev ve okul arasında rahat bir geçiş sağlar. Bu merkezdeki araçlar çocuğun evde her zaman rastladığı araçlardır. Çocuk için çekici olan evde dokunmasına izin verilmeyen bu araçlarla okulda istediği gibi uğraşabilmesidir. Ayrıca gerçek hayatta kullanılan süpürge, fırça ya da çay fincanları ve bir demlik çayla karşılaşan çocuk bunların sahteleri olan oyuncaklarla oynamak yerine asıllarıyla uğraşmayı tercih eder. Gerçek hayat içinde kullanılan araçları kullanabilen çocuk için bu çalışma daha anlamlıdır. Arıca Günlük Hayat etkinliklerinin Montessori Eğitimi içinde özel bir yeri de vardır, bu etkinlikler çocuğun çalışma
düzeniyle ilk kez karşılaştığı yerlerdir. Önce çalışacağı aracı seçmeyi öğrenir, masaya aracını getirmeyi,uygun bir biçimde çalıştıktan sonra da aracını toplayıp yerine kaldırmayı.
Bu süreç içinde çocuğun
* dikkatini toplama ve zihinsel yoğunlaşma becerisi,
* el ve göz işbirliği,
* düzen anlayışı,
* öz-denetim becerisi,
* bağımsızlık algısı gelişir.
Günlük Hayat kısmında ayrıca zarafet ve nezaket, öz-bakım ve çevre düzeni öğrenilir.
Montessori çalışma alanının bu merkezinde yer alan çalışmalar:
El becerileri: Akıtma, ayırma, boncuk dizme, kağıt kesme, dokuma ve düğme dikme, vb gibi.
Zarafet ve Nezaket: Günaydın ve güle güle demek, kendini tanıtmak, özür dilemek, el sıkışmak, arkadaşının elindeki bir şeyi rica etmek, vb gibi.
Öz-bakım: Burnunu silme, el yıkama, giyinme çerçevelerini kullanarak düğme ilikleme, kurdela bağlama, vb gibi. Çevre Düzeni: Yere düşen kağıt, pirinç gibi şeyleri toplama ve çöpe atma, parlatma, ayakkabı boyama, vb gibi.
Duyu Araçları
Duyu Araçları’nın amacı çocuğun duyularını etkileyerek çalıştırmak ve duyu algısının ayrıntı ölçeğini inceltmek ve güçlendirmektir. Sınıfın bu merkezinde çocuk kendi başına ya da bir arkadaşıyla beraber çalışabilir. Buradaki araçlar çocuğun tüm duyularına yönelecek şekilde tasarlanmıştır. Dünyayı nitelemeye yarayan bilgiler bu merkezden alınmaya başlanır. Uzun-kısa, büyük-küçük, geniş-dar ya da kalın-ince gibi. Geleneksel eğitimde bu kavramalar çocuğa resimler gösterilerek ya da ortamdaki bazı nesneler kullanılarak anlatılmaya çalışılır, bu kavramların somut hale gelmesi ise ancak Montessori Araçları’yla olur. Kırmızı Çubukları düşünelim. Uzun-kısa kavramını ve sıralamayı öğreten bu çubuklar çocuğun dokunarak, eliyle ve hatta tüm bedeniyle ölçerek, hem gözü hem de kas hafızasıyla algıladığı bir araçtır. Elbette çocuk baktığı bir resimdeki uzun ve kısa ağaç kavramını da sonunda öğrenir ama üç yaşında Montessori Araçları’yla öğrenebileceği bu kavramı beş yaşında öğenirse hayatından bir üç yılı gecikmeli olarak yaşamaya başlamış olur.
Duyu Araçları çocuğu zaman içinde matematiğe de hazırlar ve hacim ya da alan bilgisinin temellerini oluşturur.
Matematik
Montessori sınıfındaki matematik araçları Maria Montessori’nin sade dehasını kanıtlar gibidir. Araçlar sade ve rahatça anlaşılabilen araçlardır. Çocuk matematiği zor olduğu önyargısıyla değil bir çeşit oyun, zevkli bir uğraş olarak öğrenir. Matematikle ilgili ilk deneyimleri rahat ve zevkli olan çocuk için artık matematikten korkması için bir neden kalmamıştır. O çocuk zaten ilk adımlarında başarıyı tattığı için bundan sonraki adımlarında da yapabileceğini bilir.
Matematik araçları çocuklar için her zaman çekici olmuştur. Bunun sebebi çocuğun matematiği öğrenirken denetleyebildiği bu işlemlerden kendine dair bir güven duymasıdır.
Matematik tamamiyle soyut bibilgi türüdür, işte bu soyutluğu somut hale getirip çocuğun eline verebilmek de büyük bir dehanın eseridir. Bu erken yaşta işlemin doğrulu değildir önemli olan ama matematiksel kavramların ve matematiğin mekanizmasının öğrenilmesidir. Çocuğun bu dönemde matematiğe dair aldığı olumlu deneyimler onun tüm hayatı boyunca başarabilirim duygusunu taşımasını sağlar.
Matematik merkezi sayılar, matematik işlemleri ve matematiksel olgulardan anlatan araçlardan oluşur. Herbir araç birbirini takip eder ve sanki bir duvarı meydana getiren tuğlalar gibi matematiksel bilgiyi parça parça ve bir bütünlük içinde çocuğa aktarır. Matematiği yaparak yaşayarak öğrenmek matematiksel kavramları elinde tutabilmekle mümkün olur. İki yaşından itibaren çocuk yavaş yavaş matematikle tanışmaya başlar, altı yaşına gelen çocuk artık somuttan soyut işlemlere doğru gelişme gösterir. Çocuklar
altı yaşına geldiklerinde dört basamaklı sayılarla dört işlem yapabilirler, iki ya da üç işlemli soru çözerler ve temel geometrik kavramları öğrenmişlerdir. Üstelik bunların hiçbirini çalışırken olumsuz bir algı ve önyargı oluşmamıştır.
Montessori Eğitimi’nde matematik merkezinde çocuklar
* sayılar ve bu sayıların ne ifade ettiğini,
* 1 – 9000 kadar olan sayıların yazılışı ve okunuşunu,
* dört işlemi,
* kesir kavramını,
* ve giriş düzeyinde geometrik kavramları öğrenirler.
Okur-Yazarlık
Dil insanın iletişim kurması, kendini ifade etmesi ve düşünebilmesi için sahip olduğu en önemli becerisidir ve çocuklar ilk yaşları içinde bir dile yüzlerce kelimesi, dil bilgisi kuralları ve doğru telaffuzuyla hakim olurlar. Çocuğun dil hakimiyetini güçlendirmek ve dağarcığını genişletmek için hayatın ilk yılları çok değerlidir. Okur-Yazarlık merkezi çocuğa bir dili en verimli nasıl kullanabileceğini öğretmeyi amaçlar.
Montessori eğitim yöntemini oluştururken Okur-Yazarlık çalışmalarını okunduğu gibi yazılan İtalyanca’ya uygulamış, Türkçe’de de aynı özellik olduğundan çalışmalar oldukça başarılı sonuçlar doğurmuştur. Çocuklar önce bir dili oluşturan sesleri tanırlar ve buseslerin ifade edildiği şekilleri yani harflari öğrenirler. Okuma bu şekillerin seslendirilmesi işlemidir, fakat asıl önemli olan okuduğunu anlama aşamasıdır. Okumayı söken çocuğa vakit kaybetmeden anlayabileceği metinler verilir ve benzerlerini kendisinin de oluşturması için çalışmalar sunulur.
Okur-Yazarlık çocuk için matematik gibi ayrı bir dünyadır, çoğu zaman evden getirdikleri
oyuncaklarla oynamak yerine yazı defterini alıp yazmak isteyen çocuklarla karşılaşırsınız.
Kültür
Dünyayı ve dünyada yaşayan canlı çeşitliliğini tanıtmayı amaçlayan bu merkez sınıfın en önemli kısımlarından birisidir. Çocuk burada farklı kültürleri, tarihte ayrı zamanlarda kurulmuş uygarlıkları, sorumlu olduğumuz canlıları ve korumamız gereken doğayı öğrenir.
Coğrafya ve biyoloji bilgisi çocuğun çevresine karşı algısının gelişmesini sağlar. Bu bilgileri zorlanmadan alan çocuk kişisel dünya kavramını oluştururken sadece kendisini değil tüm yaşayanları düşünerek davranmayı öğrenir.
Sanat
Sanat insanın kendini içinden gelen farklı ve özgün bir dille ifade etmesidir. Montessori sınıfındaki bu merkez çocuğa değişik sanat alanlarını ve sanat dilini öğretmeyi amaçlar. Önemli olan sonuçta ortaya çıkacak ürün değil sanat deneyiminin kendisidir, çocuk bu deneyimi yaşamaya teşvik edilirken kendini özgürce ifade edebilmesi ana amaçtır. Bu çalışmalar sırasında renk ve biçim kavramları da işlenir.
Matematiğin en önemli kavramlarından biri olan desenler arası ilişkiler konusunda çocuğun farkındalığı desteklenir.
Kültür merkezinde olduğu gibi çocuğa farklı kültürlerin sanat eserleri ve sanatçıları tanıştırılır. Böylece çocuk diğer insanların dünyayı nasıl yorumladıkları konusunda geniş bir bakış açısı kazanır.
Erken yaşta sanatla karşılaşan çocukların güzellik algıları gelişir ve ince zevkler kazanırlar. |